Etrafı karıştırırken bak ne buldum...Annem bana mektup yazmış.07/12/2010 tarihinde.Bana okur musun?
' Güzel kızım Nil,
Ha yazdım ha yazacağım derken ,seninle ilgili ilk düşünceleri satırlara düşürmek bugüne kısmetmiş...Aradan hemen hemen altı ay geçmiş.Seninle birlikteliğin ilk günleri haftaları hatta ayları, şaşkınlık,telaşla dolu su gibi akıp giden zamanlardı.Ama artık nispeten daha durulduk,hem sen hem ben.Birbirimize alıştık.Huylarımızı öğrendik.Gerçi sen gün be gün değişerek bize hoş sürprizler yaşatıyorsun bu nedenle genelde huylarımızı öğrendik diyeyim.
Karnımda sen varken,hamilelik maceramın doruklarında,artık kendimi ikinci plana atıp sana odaklanmaya başlamıştım.Seni merak ediyordum.Etraftan duyduklarıma göre seninle ilgili senaryolar yazıyordum.Tabii ki benden beklenen şekilde gerilim ağırlıklı senaryolar...Olacak her şey çok yabancı çok uzaktı bana.Ben bebek sevmezdim,bebeklerle iletişim kuramazdım,tutamazdım,elleyemezdim.Seninle ne yapacaktım?
O yüzden seni hayal ettiğim tüm görüntüler 1-2 yaşlarında yürüyen,yaramazlık yapan geveze bir kız çocuğu idi.Bebek hallerini tamamıyla pas geçmiştim.Sanırım dünyaya gelecek bebek annem ve babam tarafından bir anda büyütülecek bana bir yaşında bir çocuk teslim edilecek düşüncesindeydim.
Her neyse hamilelik günlerim de su gibi geçti.Senin günün bizim günümüz,randevu tarihimiz 18 haziran geldi,çattı.Ben yine ,bu sefer ameliyata odaklıydım.Düşününce bebek sahibi olma halinin verdiği panik nedeniyle hep bu duyguyu ötelemişim.Ameliyat beklediğim şekilde geçmedi.Saçma sapan bir şekilde sezeryan oldum.Bunları unutmak istiyorum.Ama unutmak istemediğim bir şey var.O da senin kara saçların,kıpkırmızı küçük bedenin, gür sesin...Tek onu hatırlayayım,her şey silinsin.
Benim dikişlerim bittiğinde,sen zaten beni bekliyordun.Seni kucağıma vermediler biliyor musun?Öylece uzaktan baktım sana.Keşke verselermiş.Keşke seni emzirmem gerektiğini söyleselermiş.Söylemediler.İşte annecim biz ilk karşılaşmamızda seninle uzaktan bakıştık.Sen dudaklarını büze büze ağladın.Ne güzeldin.
Sanırım iki üç saat sonra aldım seni kucağıma.Baktım,baktım baktım ,sonra seni emzirmem gerektiği söylendi.Ve ilk mucize gerçekleşti.O zaman ben sana aşık oldum.Çünkü sen beni ve kendimce yazdığım tüm senaryoları silip attın.Kendi kurallarını koydun.Ne kadar azimli bir kızmışsın.O küçücük memeyi ağzına aldın ve inatla emmeye başladın Nil!İnanamadım çünkü bende süt olmazdı,kesin mamayla beslenecekti benim bebeğim.
Fakat bebeğim bana yol gösterdi,hayatın en doğal işini bana öğretti.Evet Nil'cim, ben senden emzirmeyi öğrendim.Annelik nasıl yapılır ,nasıl güçlü olunur o gün öğrettin.Sana hayran oldum annecim.O gün sen,bem bir de anneannen,hemşirelerin bize göstermediği şeyi ,anne ve bebeğin kurduğu en kutsal bağı kurduk.
Sonra Nil'im eve geldik birlikte.Ben o ara kendi derdime düştüm.Senin kontrollerin tahlillerin oldu,ben senin yanında olamadım.Ben olmadan bile usluluğunu ve olgunluğunu göstermiş,tüm hemşireleri,ebelerikendine hayran bırakmışsın.Seninle bir kez daha gurur duydum kızım.
Nil'cim ,
Geceler gündüzler kabus olacak,bebeği nasıl susturacaksınız bilemeyeceksiniz demişlerdi.Ama kızım beni yine şaşırttı.Gecelerimiz,gündüzlerimiz gayet sakin,sessiz geçti ve geçiyor.Her üç saatte bir emziriyorum seni,Onun dışında hep uyuyordun.Sesini duymak için ağlamanı bekliyorduk.Ağlaman da çok nadirdi.
Not: Sen içerde uyuyordun,sanırım uyandın.Kendi kendine konuşuyorsun.Yanına gitmeliyim.Seni çok seviyorum...'
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder